İnflamasyon, iltihap ve yangı aynı anlama gelirler. Halk arasında daha çok bilinen ve kullanılan terim iltihaptır. En basit şekilde, vücudun stres, enfeksiyon veya toksik kimyasallar gibi dış tehditlere verdiği tepki olarak tanımlayabiliriz.
Bağışıklık sistemimiz bu tehlikelerden birini algıladığında, hücreleri ve dokuları koruma amaçlı proteinleri aktive ederek yanıt verir. Aslında bu mekanizma başlangıçta bizim lehimizedir. Ancak bağışıklık hücreleri aşırı reaksiyona girmeye başlarsa ve iltihap uzun süreli bir hal alırsa bu bizim aleyhimizde bir durum haline gelir.
Aslında inflamasyon başlangıçta bizi dış dünyanın etkilerine karşı koruyan bir kalkan gibi çalışır. Vücudunuz, bir yarayı onarmaya çalıştığında ya da bir hastalığa karşı savaşmaya yardım ederken, bağışıklık sisteminiz sizi bu savaşa hazırlar ve enfeksiyonlardan korumaya çalışır. Boğazınızın şişmesi, ateşinizin yükselmesi, kesilen bir yerinizdeki hafif kızarıklık, sıcaklık vücudunuzun inflamatuar tepkisidir. Bu bağışıklık sisteminizin, etkilenen bölgeye beyaz kan hücreleri olan akyuvarları, bağışıklık uyarıcı büyüme faktörlerini ve besinleri gönderdiği anlamına gelir.
İnflamasyon, duygusal strese bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Bu vücudun yaklaşmakta olan tehlikeye karşı biyolojik tepkisidir. Hayati bir durumda vücudunuzun “kaç ya da savaş” mesajına karşılık vücudunuzu adrenalinle dolduran ve bu tehlike karşısında hayatta kalmanızı sağlayacak bir reaksiyondur. Bu anlamıyla iltihap ya da inflamasyon iyileşme için gereklidir diyebiliriz.
Vücudun bir tehlike algıladığında gösterdiği bu ani tepkiye akut inflamasyon denir. Ancak bu inflamasyon etkisi geçici olmalı ve enfeksiyon ya da hastalık riski geçtiğinde bu etki ortadan kalkmalıdır.
Ne yazık ki bazı durumlarda inflamatuar etki ortadan kalkmayabilir ve vücutta devam eden bu etki nedeniyle, inflamasyon belirteci olarak bilinen C-reaktif proteinin (CRP) kandaki seviyeleri yüksek seyreder. Bu durum kronik inflamasyon olarak adlandırılır.
Kronik inflamasyonun nedenlerinden bazıları, sigara kullanımı, toksik maddelere devamlı maruz kalınması, otoimmün hastalık, şekerli ve yağlı yiyeceklerin çok fazla tüketildiği sağlıksız bir beslenme şekli, yoğun stress olarak sayılabilir.
Kronik inflamasyon, bağırsaklarınıza, eklemlerinize, akciğerlerinize, diş etlerinize, kemiklerinize, cildinize ve vücudunuzdaki diğer doku ve organlarınıza zarar verebilir. Aynı zamanda kilo vermeyi de zorlaştırabilir. Vücudunuzun hasar görmüş herhangi bir kısmı, kan damarlarının iç kısımlarında bile iltihaplanmayı tetikleyebilir.
Inflamasyonun kalp ve damar hastalıklarıyla ilişkili olduğunun bulunmasıyla, bu kez tedavi seçenekleri ile ilgili araştırmalar başlamıştır.
2008 yılında yayınlanan JUPITER çalışmasında, araştırmacılar statin kullanımının inflamasyon üzerindeki etkisini incelediler. Kandaki kolesterol düzeyi düşük, ancak CRP düzeyleri yüksek olan yaşlı hastalarda, statin tedavisinin kalp krizi ve inme riskini azalttığını buldular. Ancak bu etkinin, statinin inflamasyonu azaltmasından mı ya da kötü kolesterolü düşürdüğü için mi veya her ikisinin birden mi neden olduğu net değildi.
Yine inflamasyonun tedavisi ile ilgili 2017 yılında yayınlanmış olan bir başka klinik çalışma olan CANTOS çalışmasında, öncesinde kalp krizi geçirmiş ve statin tedavisine rağmen CRP düzeyleri yüksek hastalar üzerinde, direk inflamasyonu hedef alan, enjekte edilebilir monoklonal bir antikorun, kardiyovasküler olay riskini azaltıp azaltmayacağı incelendi. Bu tedavinin, bu hasta grubunda gelecekteki kalp krizi ve inme riskini %15 oranında azalttığı gözlendi. Ancak, kronik veya tekrarlayan enfeksiyonu olan hastalar hariç bırakılmasına rağmen, ölümcül enfeksiyon veya sepsis riskindeki artış ile ilişkili bulundu. Bu çalışma inflamasyon hedef alındığında, kardiyovasküler olayların azalacağını kanıtlar niteliktedir.
Anti-inflamatuar tedavilerin kalp ve damar hastalıkları üzerindeki etkisini inceleyen klinik çalışmalar hala devam etmektedir.
Risk faktörlerine ek olarak, damar sertliği nedeniyle atardamarların iç duvarlarında oluşacak yağlı plaklar da inflamasyonu tetikler. Pürüzsüz atardamar iç duvarında yağ birikmesi, vücut için doğal bir durum değildir.
Vücut bu durumu düşman olarak algılar ve yağlı plaklar üzerine beyaz kan hücreleri hücum eder. Kanın içinde bulunan savunma hücreleri ve besinler plak yapısına dahil olarak plağın büyümesine neden olabilir.
Bir diğer durumda ise plağa saldıran hücreler plağın yerinden ayrılmasına ve kan dolaşımında hareket etmesine neden olabilir. Kanda serbest dolaşan plaklar pıhtı oluşumuna neden olarak inme ya da kalp krizi gibi istenmeyen durumlara neden olabilir.
İyi haber şudur ki; kronik inflamasyonu yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alabilirsiniz. Zaten halihazırda kalp sağlığınız için yapmanız önerilen herşey kronik inflamasyondan korunmanıza da yardımcı olur.
1 Comment
[…] https://drhakangercekoglu.com/genel/inflamasyonun-kalp-uzerindeki-etkileri-nelerdir.html […]